Konut kredisinde artış bekleniyor

potekli konut finansman sisteminin artık işlemeye başladığı düşünüldüğünde, ekonomideki genel iyileşmeye bağlı olarak sağlanan yasal çerçeve içerisinde Türkiye’de ipotekli konut kredisi hacminin artmasının beklendiğini belirten Erol, şunları kaydetti:

 

“Bu sayede değişken faizli krediler de dahil olmak üzere birçok değişik kredi türü tüketicilere sunulabilecek, piyasa koşullarına ve rekabete bağlı olmak ile birlikte müşterilere göre farklı faizli konut kredileri verilebilecektir. Ayrıca bankaların dışında, tüketici finansman şirketleri ve finansal kiralama şirketleri de konut kredisi verebilecektir. Söz konusu tüm konut finansmanı kuruluşlarının kredi vermelerine ilişkin düzenleme ve denetleme yetkisi BDDK’ya aittir. BDDK’nın ileriki dönemlerde de mevcut durumda olduğu gibi konut kredilerinin verilmesi ile ilgili her aşamada konut finansmanı kuruluşlarının basiretli bir şekilde davranmalarını ve risklerini yönetmelerini sağlayacağı düşünülmektedir.”

Mortgage’ta krize karşı erken uyarı sistemi

Referans / Ankara

Gelir İdaresi Başkanlığı Gelirler Başkontrolörü Ercan Alptürk, gelişmiş ülke deneyimlerini dikkate alarak mortgage kredilerinde kriz dönemlerinde alınacak önlemlere ilişkin bir erken uyarı sistemi kurulması gerektiğini söyledi.

 

Alptürk, Vergi Sorunları dergisinde “Mortgage sistemi finansal bir krize neden olabilir mi?” başlığı altında yayımlanan çalışmasında, ABD’de düşük gelirlilere verilen normalden yüksek faizli kredilerin 2000′de 150 milyar dolardan 2005′te 650 milyar dolara yükseldiğini, bu kredilerin toplam mortgage pazarındaki payının ise yüzde 20′lere çıktığını anlattı.

 

Alptürk, mortgage pazarını araştıran “Center for Responsible Lending” kuruluşunun verilerine atıfta bulunduğu yazısında, ABD’de verilen yüksek faizli kredilerin yüzde 20’sinin geri ödenemeyeceğini ve 2 yıl içinde 2 milyondan fazla ailenin evsiz kalmasına neden olabileceğini belirtti. Yüksek faizli kredilerle desteklenen yatırımların iflasa karşı sigorta kapsamına alınmasını sağlayan ve “kredi iflası swap işlemleri” olarak bilinen mali kontratların maliyetlerini izleyen endekslerin ise mortgage sektöründe olası bir çöküş endişesine işaret ettiğini kaydeden Alptürk, Wall Street’in takip ettiği ABX-HE endeksinin Temmuz 2006′da faaliyete geçtiğinden beri en düşük seviyesine geldiğini vurguladı.

 

Bankalara uyarı

Türkiye’de mortgage sistemine ilişkin yasal düzenleme hayata geçirilmeden konut fiyatlarının olağanüstü yükseldiğine dikkat çeken Alptürk, sihirli bir değnek gibi tanıtılan sistemde gelişigüzel dağıtılacak kredilerin zincirleme bir şekilde finansal krize yol açmasının her zaman mümkün olduğunu söyledi. Finansal kuruluşların mortgage kredilerini tahsis ederken uzun dönemde geri ödenebilirliliği ve teminat altına alınması konularına dikkatle eğilmelerini öneren Alptürk, “Finansal kuruluşlar açısından konut finansmanı özünde bir kredilendirme işlemidir. Finansmanın ilk aşaması bankaların pasiflerinde bulunan kaynaklar kullanılarak gerçekleşeceğinden konut finansmanından olan alacaklar aynı zamanda risk unsuru da olacaktır. Bu nedenle bu konudaki düzenlemeler Bankalar Kanunu ile ilişkilendirilerek sistemin işletilmesinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) aktif rol oynaması gerekmektedir” dedi.

 

Ne tür riskler var?

Türkiye’de mortgage ile ilgili yaşanma olasılığı en yüksek krizin nedeninin değişken faiz uygulamasından kaynaklanacağını tahmin eden Alptürk, kredilendirilen bir evin mali yükümlülükleri yerine getirilmediğinde karşılaşılabilecek yaptırımların, normal kredilerdeki yaptırımlardan çok sert olduğunu hatırlattı. Alptürk, ayrıca deprem olma ihtimali ile kredi müşterilerinin kredi borçlarını erken kapamaları halinde oluşacak maliyeti de diğer riskler arasında sıraladı.   

 

Mortgage başvuruları 5 ayın en düşüğünde

Referans / Dış Haberler
ABD’de mortgage yoluyla ev sahibi olmak isteyenlerin sayısı piyasada yaşanan son çalkantıların ardından düşmeye başladı. Mortgage Bankers Association tarafından yapılan açıklamaya göre ülkede mortgage başvuruları geçen hafta son 5 ayın en düşük seviyesine geriledi. Kuruluş yaptığı açıklamada, mevsimsel olarak ayarlanmış mortgage başvuru endeksinin 27 Temmuz’da biten haftada yüzde 0,3 düşerek 607.1 olduğunu bildirdi. 16 Şubat’ta biten haftada bu değer 606.6 olarak gerçekleşmişti. MBA’in satın alma endeksinin yüzde 1,8 oranında düştüğü belirtilirken, kredi talebinde bu derece bir düşüşün en son 20 Nisan’da sona eren haftada görüldüğü belirtiliyor. Ortalama 30 yıl vadeli mortgage faizleri ise bu hafta içinde yüzde 6,50′ye kadar düşerek geçen haftaya kıyasla mortgage kredilerine olan talebin biraz yükselmesini sağladı.

 

Uzun vadeli borçlanma faizlerinin yaz boyunca çok az değiştiğini belirten MBA yılın ilk 4 ayında mortgage kredilerindeki faiz oranlarının yüzde 6 civarında olduğuna dikkat çekti. Subprime kredilerindeki iflasların piyasanın geneline yayılmaya başladığını söyleyen MBA, bunun borç veren kurumların düşük veya yüksek gelirlilere kredi verirken daha fazla zorlanmalarına neden olduğunu belirtti.

 

ABD’de halen birçok eyalette ev fiyatlarında düşüş görülüyor. İnşaat firmaları da emlak piyasasına ilişkin 1991 yılından bu yana en kötü beklenti döneminden geçiyor

Orta gelirli yoksa, sorun da yok

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı (SPK) Turan Erol, AA muhabirine, global finansal piyasalardaki son gelişmeler ve tutsat (mortgage) konusunda değerlendirmelerde bulundu. Başkan Erol, Türkiye’de subprime tutsat piyasası bulunmadığını ve Türkiye’de tutsat piyasasında hiçbir problem olmadığını söyledi. Türkiye’de konut kredisi faiz oranlarının mevcut durumdaki seviyesi düşünüldüğünde, konut kredisi alan tüketicilerin dar gelirli tüketiciler olmadığı sonucuna ulaşıldığını belirten Erol, ayrıca, bankaların müşteriler için ayrı faiz oranları belirlemediklerini söyledi. Erol, “Dolayısıyla, ülkemizde bir subprime mortgage piyasası bulunmamaktadır” dedi.

BDDK verilerinin de Türkiye’de konut kredilerinin geri ödemelerinde herhangi bir sorun yaşanmadığını, böyle bir sorun yaşansa bile bunun tüm bankacılık sektörü genelinde önemli olumsuz sonuçlar doğurmayacağı görüşünü aktaran Erol, bu verileri şöyle özetledi:

 

“Bankacılık sektörünün Sermaye Yeterliliği Rasyosu yüzde 20,5′dir ve bu rasyo yasal limit olan yüzde 8 ve hedef rasyo olan yüzde 12′nin oldukça üzerinde gerçekleşmiştir. Konut kredilerinin takibe dönüşüm oranı yüzde 0,2 olup (bu oran Avrupa’daki en düşük ikinci orandır), toplam takip sürecinde olan konut kredisi tutarı sadece 37 milyon YTL, karşılık ayrılan toplam konut kredisi tutarı ise 29 milyon YTL’dir. BDDK’nın yaptığı çalışmaya göre 2005 yılsonu itibariyle bankacılık sektöründe kullandırılan konut kredilerinin tamamının temerrüte düştüğü ve zarar olarak yazıldığı varsayılırsa bankacılık sektörümüzün toplam sermaye yeterliliği rasyosu o zamanki rasyo olan yüzde 23,4′ten yüzde 18,5 oranına gerilemektedir.”

KONUT FİNANSMANISİSTEMİNİN (MORTGAGE) VERGİ BOYUTU

KONUT FİNANSMANISİSTEMİNİN (MORTGAGE) VERGİ BOYUTU

 

TBMM’de kabul edilen 5582 sayılı Mortgage Yasasının getirmiş olduğu vergisel yenilikler şu şekilde özetlenebilir:

 

1. Konut finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlere ve varlık finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetlere ödenen faiz, kâr payı veya benzeri gelirler Gelir Vergisi Kanunu�na göre elde eden açısından Menkul Sermaye İradı olarak kabul edilecek ve vergilendirilecek.

 

2- İpotekli sermaye piyasası araçları ile varlık teminatlı menkul kıymetlerden sağlanan faizler de Menkul Sermaye İradı olarak vergilendirilecek.

 

3- İpotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçlarından elde edilen kâr payı ve faiz gelirleri stopaj (kesinti) yoluyla kaynakta vergilendirilecek.

 

4- Konut finansmanı kapsamında yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar, ipotek finansmanı kuruluşlarının kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibarî değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu kendi lehlerine kalan paralar ve ipotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar Banka ve Sigorta Muameleleri (BSMV) vergisine tabi değil.

 

5- Konut finansmanı kuruluşları ve ipotek finansmanı kuruluşları tarafından konut finansmanı kapsamında tesis olunacak ipotek işlemleri, konut finansmanı amacıyla yapılacak finansal kiralamalarda kiralanan konutların kiracıya devri ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından konut satışları nedeniyle tesis olunacak ipotek işlemleri için Harç alınmayacak.

 

6- Konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, ihalenin feshi talepleri ile ilgili olarak esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden  Binde 54 oranında harç alınacak.

 

7- Aşağıda belirtilen makbuz ve kağıtlar Damga Vergisinden İstisna Edilmiştir:

 

- Konut finansmanı kuruluşlarının konut finansmanı işlemleri ve bu kuruluşların ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler ve varlık finansmanı fonlarını temsilen menkul kıymet ihracı ve bu ihraca konu teminatlarla ilgili olarak düzenlenen makbuz ve kağıtlar,

 

- İpotek finansmanı kuruluşları ile konut finansmanı fonlarının kuruluş ve ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler ve varlık finansmanı fonlarını temsil eden menkul kıymetlerin ihracı ve ihraca konu teminatlardan kaynaklananlar dahil her türlü işlemleri ile ilgili olarak düzenlenen ve damga vergisi bu kuruluşlar veya fonlar tarafından ödenmesi gereken makbuz ve kağıtlar,

 

- Toplu Konut İdaresi Başkanlığının menkul kıymet ihracı ve ihraca konu teminatlardan kaynaklananlar dahil her türlü işlemleri ile ilgili olarak düzenlenen ve damga vergisi bu kuruluş tarafından ödenmesi gereken makbuz ve kağıtlar.

 

8- 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinde tanımlanan konut finansmanı amacıyla teminat gösterilen veya ipotek konulan konutun, konut finansman kuruluşları, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı,  ipotek finansmanı kuruluşları ya da  üçüncü kişilere teslimi (müzayede mahallinde yapılan satışlar dahil) ile bu şekilde alınan konutun, konut finansman kuruluşları, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı veya ipotek finansmanı kuruluşları tarafından teslimi (müzayede mahallinde yapılan satışı dahil) KDV den istisna tutulmuştur.

MEVCUT KONUT KREDİLERİ İLE MORTGAGE KREDİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI


 

Hepinizin bildiği gibi, 5582 sayılı �Konut Finansman Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun� geçen hafta 21 Şubat 2007 tarihinde TBMM tarafından kabul edilerek yasalaştı. Söz konusu Kanun�un yasalaşmasının ardından da daha önce bankalardan konut kredisi kullanan vatandaşlar arasında, mevcut konut kredilerini mortgage kredisine çevirip çevirmeme konusunda yoğun bir tartışma yaşanmaya ve yanlış ve eksik bilgilere dayanan değerlendirmeler yapılmaya başlandı. Bugünkü yazının amacı, vatandaşlara bu konuda doğru bilgileri iletmek ve sağlıklı bir karar alabilmelerine yardımcı olmaktır.

 

5582 sayılı Konut Finansman Sistemine İlişkin Kanun�un 20�inci maddesi ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu�na eklenen Geçici 11�inci Madde ile, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan ve 5582 sayılı Kanun�un 38/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan konut finansmanı tanımına uyan kredi ve finansal kiralama sözleşmelerinin tarafı olan tüketicilere, bu maddenin yürürlüğe girmesini takiben üç ay içerisinde, sözleşmenin yapılmış bulunduğu konut finansmanı kuruluşuna başvuruda bulunarak, sözleşme konusu işlemin, bu Kanunun 38/A maddesinde yer alan konut finansmanı tanımı kapsamı dışında değerlendirilmesi talebinde bulunabilme hakkı tanınmıştır. Bu 3 aylık başvuru süresi içerisinde talepte bulunmayan tüketicilerin, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan sözleşmeleri ise, Kanun�un 38/A maddesinin birinci fıkrası kapsamında yani mortgage kredisi olarak kabul edilecektir.

 

Buna göre, bu Kanun�un yürürlüğe girmesinde önce konut kredisi kullanan tüketicilerin kendilerine tanınan 3 aylık sürede talep etmemeleri halinde, bu krediler kendiliğinden konut finansman sistemi içerisinde kullanılmış kredi yani mortgage kredisi sayılacaktır. Bu durumda da doğal olarak tüketicilerin bu konuda bir karar vermeleri gereği doğmuştur ve işte sorun da burada başlamaktadır. Acaba mevcut konut kredisini mortgage kredisine çevirmek tüketicinin yararına mıdır yoksa zararına mıdır? Bunun tüketiciye getireceği avantajlar ve dezavantajlar nelerdir? Daha önce konut kredisi kullanan tüm tüketiciler şimdi bu sorunun yanıtını vermeye çalışmaktadır.

 

Tüketicilerin vereceği bu karar açısından son bir haftadır üzerinde en çok tartışılan konu ise, Kanun�un 24�üncü maddesinde yer alan ve eğer konut finansmanı kuruluşu, geri ödemelerin yapılmaması halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hakkın ancak tüketicinin birbirini izleyen en az iki ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabileceğine ilişkin hükümdür. Diğer taraftan konut finansmanı kuruluşunun bu hakkını kullanabilmesi için en az bir ay süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekmektedir.

 

Yukarıdaki madde hükmü, vatandaşlar arasında çok yanlış yorumlanmış ve sanki konut kredisi kullanan vatandaşların, kredi taksitlerini 2 ay ödeyememesi durumunda, banka veya konut finansman kuruluşuna vatandaşın elinden evini alıp, ipoteği paraya çevirme zorunluluğu getiriyor şeklinde yorumlanmıştır. Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, bu madde hükmünün Kanun�a konulmasının temel amacı tüketicileri korumaktır. Mevcut durumda, kullanılan konut kredileri ile ilgili olarak tüketiciler ile bankalar arasında imzalanan sözleşmelere bakıldığında, tüketicinin 1 gün bile ödemeyi geciktirmesi durumunda bankanın esasen gerekli bildirimleri yaptıktan sonra yasal takibe geçme ve ipoteği paraya çevirme yetkisi bulunmaktadır. Bu madde ile bankalara ve diğer konut finansman kuruluşlarına, yasal takibe geçmek için tüketicinin ancak üst üste 2 ödemeyi yapamaması durumunda yasal takibe geçebilme kısıtı getirilmiştir. Yani mevcut konut kredilerinin aksine banka hemen yasal takibe geçemeyecek, bunun için tüketicinin 2 ay kredi taksidini üst üste ödeyememesini bekleyecektir. Kamuoyunda bilinenin aksine, bu madde hükmünün tüketicilerin yararına olduğu çok açıktır. Diğer taraftan, bu madde hükmü, tüketicinin 2 ay üst üste taksitini ödeyememesi durumunda yasal takibe geçme ve ipoteği paraya çevirmek üzere tüketicinin elindeki evi alma konusunda bir zorunluluk getirmemektedir. Yani bankanın 2 ay geçmesine rağmen, hala yasal takibe geçmeme veya 3 ay sonra, 6 ay sonra yasal takibe geçme hakkı bulunmaktadır.

 

Yukarıdaki detaylı açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, daha önce konut kredisi kullanan vatandaşların, mevcut konut kredilerini mortgage kredisine dönüştürmemeye bu hüküm nedeniyle karar vermeleri durumunda, bu karar, tamamen yanlış bir bilgiye ve yoruma dayalı bir karar olacak ve bu kararlarından dolayı zarar göreceklerdir.

 

Vatandaşlarımızın, başka sebeplerle mevcut konut kredilerini mortgage kredisine dönüştürmemeye karar vermeleri ise mümkündür. Ancak burada her iki kredi türünün de tüm avantaj ve dezavantajlarının vatandaşlarımız açısından çok iyi değerlendirilmesi ve doğru bilgilere dayanan bir karar verilmesi büyük önem taşımaktadır. Daha önce konut kredisi kullanan tüketicilerin mevcut kredilerini mortgage kredisine dönüştürmemesinin diğer önemli bir sebebi de, Konut Finansman Sistemine İlişkin Kanun�da maalesef mortgage kredileri için bir vergi avantajı öngörülmemiş olması ve bunun bir sonucu olarak da her iki kredinin faiz oranları arasında bir farklılaşma yaşanmamış olması olabilir. Bu konu ile ilgili olarak da tüketicilerin kararlarını verirken, mortgage kredilerine şimdi vergi avantajı tanınmamasının ileride de tanınmayacağı anlamına gelmediğini ve ileriki günlerde veya yıllarda, bu kredilere vergi avantajı getirilmesi durumunda, eğer mevcut konut kredilerini mortgage kredisine dönüştürmemişlerse, bu vergi avantajından yararlanamayacaklarını hatırlatmak isterim.

 

Karar tabi ki tüketiciye aittir ama bizim de görevimiz tüketicilere doğru bilgileri vermek ve onların kendi yararlarına olacak kararları almalarına yardımcı olmaktır.

Mortgage sisteminde konut ipoteği dışında başka bir teminat istenecek mi


Finansman kuruluşun ödemeleri, bir kıymetli evraka bağlanması ya da kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alınması yasaklanacak. Buna karşın tüketiciden bir kıymetli evrak alınacak olursa tüketici, bu evrakı konut finansmanı kuruluşundan geri isteyebilecek. Bu evrakın devri durumunda tüketicinin uğradığı zarar karşılanmak zorunda olacak.

Kredilerde geri ödeme tutarlarının finansal kiralama işlemlerinde ise kira bedellerinin anaparayı aşan kısmı bu kapsamda faiz olarak kabul edilecek.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »