Mortgage İçin İkincil Piyasa Şart


İpoteğe dayalı konut kredisi (Mortgage -morgıç)sistemi mortgage’in yerleşebilmesi için ikinci el piyasalarının oluşması gerektiğini ileri süren Arslan, şunları söylüyor: “Bütün bankalar kullandırdıkları konut kredilerini aktiflerinde taşıyarak riskli bir duruma yol açıyor. Bankalar, uzun vadeli kredileri karşılayabilmek için kısa vadeli mevduatlarla birlikte yurtdışından aldıkları fonları da kullanıyor. Piyasada ciddi bir çalkantı olduğu takdirde bankalar bundan büyük zarar görebilir. Sistemin düzgün işleyebilmesi için uzun vadeli konut alıcılarına sağlanan finansmanın yine benzeri vadelerde yatırımcılarla buluşturulması gerekli.” İkinci el piyasasının henüz oluşmamış olmasının büyük yabancı gayrimenkul fonlarının Türkiye pazarına girmede isteksiz davranmalarına yol açtığını ileri süren Arslan, ikinci el piyasası için kurulacak kurum ve fonların hayata geçirilmesinin de büyük önem taşıdığını savunuyor. Sermaye Piyasası Kanunu’na göre kurulacak söz konusu kurumların sistemin işleyişi için kilit noktada yer aldığını vurgulayan Zafer Arslan, vergi indirimleri ve vade uzunluğu gibi kolaylıkların da konut talebini artıracağına işaret ediyor. Arslan’a göre, yeni mortgage ürünleri, kişiye özel reyting ve faiz oranları gibi enstrümanların yanı sıra 2008 yılından itibaren ücretlilerin 100.000 YTL’ye kadar kredilerinin faizlerinin gider yazılabilmesi de talebi yükseltecek unsurlar.

1 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Keops, Almanya, İspanya ve Çin dahil 10 ülkede yatırımlara sahip. Firmanın ortağı AB-Invest de gayrimenkulün dışında aracılık, danışmanlık ve proje geliştirme hizmetleri veriyor. Firma, yurtdışı yatırımcılara Türkiye’deki yatırımları için yerel ortak olarak danışmanlık hizmeti sağlıyor.

Yabancılar, Mülklerini Mortgage İle Alıyor

Türkiye’de mortgage uygulaması, tüm taleplere karşı henüz hayata geçirilmemesine karşın yabancılar, Türkiye’deki mülk alımlarında mortgage kredilerinden yararlanıyor. AB ülkeleri vatandaşları, gerek kendi ülkelerinde, gerekse yabancı ülkelerdeki ikinci konut veya yatırım olarak yaptıkları mülk alımlarında mortgage sistemine başvuruyor.

Konut sahipliğinin yaygınlaşmasında hayati bir önem taşıdığı belirtilen mortgage sistemi, Türkiye’de uzun bir süreden beri gündemde olmakla birlikte henüz hayata geçirilmedi. Hükümet üyeleri, bu konudaki son açıklamalarında mortgage yasasının 2007 yılında geçebileceğini söylediler.

Vatandaşlarının, mortgage kredilerinden yararlama olanağına henüz kavuşmadığı Türkiye’de mülk alan yabancılar ise, bu alımları ile mortgage ile finanse ediyor.
Financial Times gazetesi, yatırım olarak yurt dışında mülk alan İngiliz Colin ve Mary Beton çiftinin, kiralamak üzere Türkiye’de 80 bin sterlinden bir mülk aldığını, bu alımını da 60 bin sterlin tutarında bir mortgage ile finanse ettiğini yazdı.

Mortgage’ta Hesabınızı İyi Yapın

 

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, geçen hafta yasalaşan konut finansman sisteminin sağlıklı işlemesi için tüketicinin hesabını kitabını iyi yapması gerektiğini söyledi. Tüketicinin rasyonel davranması gerektiğini vurgulayan Şener, "Sadece kredi faizlerine bakılarak konut alınmaz. Alınacak kredi miktarı, vadesi, faizi, taksit miktarları, konut fiyatlarına da bakılmalı. Artık, tüketici ’Kredi istiyorum’ deyince, hemen kredi verilmeyecek. Her banka sisteme ve kredinin şartlarına ilişkin bilgi kitapçığı hazırlayacak. Kanuna göre, tüketicinin bilgilendirilmesi için 1 gün süre var. Tüketici, formu okuyarak haklarını yükümlülüklerini bilecek" dedi.

Yasa ile ilgili ikincil düzenlemelerin tamamlanması için ilgili kurumların ’seferber edildiğini’ vurgulayan Şener, düzenlemelerin 2 ay içinde çıkarılması gerektiğini kaydetti.

Konut Alacaklar Ne Yapmalı?

 Son 3 yılın gözde sektörü emlakta iki haftadır şok yaşanıyor. Dövizdeki artışla gelen faiz artırımları, konut kredisi (Mortgage -morgıç)faizlerini 1.06’lardan 1.30 seviyelerine çıkardı. Konut almak için beklemeli mi? Bu dönemi fırsata çevirmek mümkün mü? Konut kredisi (Mortgage -morgıç)faizleri daha da yükselir mi? Konut fiyatları artacak mı, yoksa düşüşe geçebilir mi? İşte emlakta merak edilen soruların yanıtları ve uzmanların önerileri:

Dövizde tırmanışla başlayan, sırasıyla faiz ve borsaya sıçrayan para piyasalarındaki dalgalanma, konut sektörünü de etkisi altına aldı. Ağırlıklı olarak konut kredisine dayanan satışlarla dövizli fiyatlandırmaların geleceği ne olacak? Çünkü bankaların konut kredisi (Mortgage -morgıç)faizlerini yükseltmesi, sektörde bir anda olumsuz bir hava yarattı. İki hafta öncesine kadar yüzde 0.99 ile 1.08 arasında değişen faizler, geçen hafta 1.30 seviyelerine kadar yükseldi.

Faizlerde durum böyle olunca sermaye yapısı güçlü büyük inşaat şirketleri, bankalarla proje bazında anlaşmalar yapmaya başladı. Projesine göre faiz oranları yine iki hafta öncesi düzeyinde yüzde 1.06-1.07 gibi uygulanıyor. Fakat bu uygulamalarda da vadelerin birkaç hafta öncesine göre belirgin bir şekilde kısaldığı görülüyor.

Örneğin Ağaoğlu Şirket Grubu, projeleri için 240 aya kadar yüzde 1.06 uygularken şimdi bu vadeyi 60 aya indirdi. Diğer şirketler de benzer şekilde uygulamaya geçti. Birçoğunun bankalarla görüşmeleri devam ediyor. Beklenti, bankalarla anlaşan özel projelerin yüzde 1.10- 1.15 aralığında faizlerle satılacağı. Ancak konut almak isteyenler, her durumda bir ay öncesine göre daha fazla para ödeyecek. Bir ay önce 120 ay vadeyle 100 bin YTL konut kredisi (Mortgage -morgıç)kullanan bir kişi, yaklaşık 12 bin YTL daha kârlı.

Bir Ay Önce Kredi Alsaydım…
Bugün 100 bin YTL’lik kredi kullanan biri, bir ay öncesine göre; aylık taksitlerde 174 YTL, toplamda ise 20 bin 838 YTL daha fazla ödeyecek.

100.000 YTL’lik Konut kredisi (Mortgage -morgıç)İçin;
Kredi 1 ay önce Bugün
Faiz oranı Yüzde 1,06 Yüzde 1,30
Kredi miktarı 100.000 YTL 100.000 YTL
Vade 120 ay 120 ay
Aylık taksit 1.476 YTL 1.650 YTL
Toplam faiz 77.196 YTL 98.034 YTL

Fiyatlarda Düşüş Değil, Artış Olabilir
Merak edilen bir başka konu da talebin duraksamasının fiyatlarda bir indirime yol açıp açmayacağı. Sektör yetkilileri, konut fiyatlarında kesin olarak bir düşüş beklemiyor. Üstelik başta çimento ve demir olmak üzere inşaat malzemelerinin aşırı artmasından dolayı en geç 1-2 ay içinde konut fiyatlarının artacağına yönelik görüş ağırlıkta.

Uzmanların bir başka ortak görüşü ise çok hızlı düşen faizlerin bu düşüşe tepki olarak 1.30’ları bulduğu yönünde. Faizlerin sonbaharda tekrar düşmesi bekleniyor. Beklenen oran ise 1.20’ler seviyesi. Ancak bu sefer de artan inşaat maliyetlerinin konut fiyatlarına yansıyacağı dillendiriliyor.

Peki, önümüzdeki dönem faizler nasıl bir seyir izleyecek? Konut almalı mı, satmalı mı? Bu seviyelerden konut kredisi (Mortgage -morgıç)kullanmak uygun mu? Dövizli satışlara mı yönelmeli, yoksa YTL ile mi satın almalı? En uygun vade hangisi? Sektör, bu gelişmelerden nasıl etkilenecek?

Mortgage Hangi Koşullarda Çalışır

Son dönemin, belki de son yılın en çok konuşulan konularından biri olan mortgage sistemi, konu ile ilgili yasanın geçmesiyle Türkiye ekonomisinin ve özellikle sermaye piyasasının kurum ve araçlarından biri olarak yerini aldı. Konu çok tartışıldı. Artık herkes mortgage’ın ne olduğunu biliyor. Bu nedenle bu yazıda, sistemin nasıl çalışacağını değil, çalışması için uygun koşulların nasıl oluşabileceğini tartışacağım.

Birçok ekonomist arkadaşımızın da vurguladığı gibi mortgage (ipotekli konut finansmanı sistemi) sisteminin iyi çalışabilmesi için mutlaka istikrarlı bir ekonomik yapı ve düşük faiz oranlarına sahip bir para piyasasının olması gerekmektedir. Mortgage sistemi, sürekli olarak “konut finansman sistemi” diye anılsa bile, aynen bireysel emeklilik sisteminde olduğu gibi, gelişmesi için sermaye piyasasına muhtaç bir yapıdır. Ne demek istediğimi şöyle açayım.

Bildiğiniz gibi, bireysel emeklilik sistemi aslında bir fon yönetimi sistemidir. Fon yönetimi ise, istikrarlı, gelişmiş bir sermaye piyasasına ihtiyaç göstermektedir. Bu sağlanamadığı takdirde, iyi bir fon yönetiminden, dolayısıyla iyi yönetilmiş kolektif tasarruflardan söz edilemez. Emekli olanların eline, beklentilerine hiç uygun olmayan oranlarda (düşük) kazançlar geçer.

İpotekli konut finansmanı sisteminin, kredi kullanıcısına sağladığı en büyük avantaj, şu ana kadar sıkça vurgulandığı gibi, mutlaka ucuz konut kredisi (Mortgage -morgıç)değil, uzun vadeli konut kredisidir. Bu sayede, “kira ödermiş gibi” tanımına uygun aylık ödemeler hesaplamak mümkün olabilmektedir. Uzun vadeli konut kredisi (Mortgage -morgıç)vermenin koşulu ise, uzun vadeli fonlara sahip olmaktır. Bizim bankalarımızın kaynaklarının ortalama vadelerinin (özellikle en büyük kaynak olan mevduatın ortalama vadesinin) ne kadar kısa olduğunu biliyoruz. Bu kaynak yapısı ile uzun vadeli finansman sağlamak riskli bir iştir. Bu durum, sistemin büyümesine engel olur. Ancak, fonlama aracı olarak sermaye piyasasının kullanılması vade sorununu çözer. Zaten, mortgage sisteminin özünde de, kullandırılan bu teminatlı kredilere dayanan menkul kıymetlerin hazırlanarak ihraç edilmeleri ve bu sayede fon toplanması gelmektedir. Ancak, bu yapının çalışması ise, güçlü ikincil piyasalara ihtiyaç göstermektedir. Sistemin dönmesini bu sağlayacaktır.

Faizlerin mevcut seviyesinde ve kamunun borçlanma ihtiyacı sürerken, söz konusu menkul kıymet ihraçlarının yapılabilmesi zor görünmektedir. İkincil piyasaların çalışması konusu ise zaman içinde çok kolay biçimde çözülebilecektir. Bu cümleden kastettiğim şudur: Türkiye için çok uzun zamandır, literatürde crowding-out denilen, kamunun borçlanma ihtiyacı nedeniyle piyasanın tamamını kullanması ve özel kesimin piyasanın dışında kalması etkisi yaşanmaktadır. Şu anda piyasalarda bu durumdan oluşan bir denge bulunmaktadır. Kamunun borçlanma ihtiyacı azaldıkça piyasada özel kesimin daha fazla yer alması beklenir. Bu süreçte, özel kesimin, kamunun boşalttığı alanları dolduracak kadar menkul kıymet ihraç etmesi gerekir. Oysa, bu büyüklüklere mevcut sermaye piyasası araçları ile ulaşmak hiç de kolay olmayacaktır. Eğer bu sağlanamaz ise, bu durumda da piyasalar, sermaye piyasalarına gelen fonların talep ettiği, çeşitlenmiş ve hacimleri yeterli menkul kıymet arzları yapamayacaklardır. Kısacası, kamu borçlanma piyasalarından çekildikçe, ipotekli borç senetleri gibi değişik menkul kıymetlerin piyasalarda talep edilme olasılıkları artacak ve ipotekli konut finansman sisteminin işleyişi kolaylaşacaktır.

Zaten, eğer kamu piyasalardan çekilirken onun boşalttığı alanları dolduracak alternatifler zamanında oluşturulamaz ise, bunun piyasa dengeleri, örneğin faizler, üzerindeki etkisi istenmeyen biçimlerde ortaya çıkabilecektir. Kamunun hızla piyasadan çekildiği ve fonların yeterince talep görmediği bir piyasada faizler istenen seviyelerin de çok altına gelebilecektir. Bu nedenle, kamu borçlanma ihtiyacı azaldıkça ipotekli borçlanma senetlerine yönelik talep, kendiliğinden oluşacaktır.

Mortgage sisteminin iyi çalışması, biraz zaman alacaktır. Buna da belki, konut almak isteyenleri sisteme alıştırmak ve olası olumsuzlukları azaltmak için, ihtiyaç vardır.

600 Milyon YTL’lik İndirim

600 Milyon YTL’lik İndirim
Yüzde 2’lik erken ödeme cezasına ilişkin kafa karışıklığına gelince, söz konusu ceza 6 Mart tarihinden önce kredi çekenleri ilgilendirmiyor. Yasadan önce kredi kullananlar ekstra bir yükümlülükle karşılaşmayacakları gibi yüzde 5’lik Banka Sigorta Muameleleri Vergisi’nden (BSMV) muaf. Aylık yüzde 1.54 faizden 10 yıl vadeli 100 bin YTL’lik kredi kullanan bir tüketici vade sonunda bin YTL daha az ödeme yapacak. Aylık taksitler ise 60 YTL azalacak. Konut kredilerinde ortalama vadenin 5 yıl olduğu ve sektördeki toplam konut kredisi (Mortgage -morgıç)stokunun 24 milyar YTL’yi bulduğu dikkate alınırsa yüzde 5 BSMV’nin kaldırılmasından dolayı 600 milyon YTL daha az ödeme gerçekleşecek.

İkincil Düzenlemeler Yolda
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener
Mortgage Yasası kapsamında, ikincil düzenlemeleri hazırlamaları için 10 ayrı kamu kurumunun görevlendirildiğini, bu düzenlemelerin gözden geçirilerek, aksaklıkların tespit edileceğini bildirdi. Şener, ayrıca tüketiciler için bilgi formlarının hazırlanarak bankalar aracılığı ile dağıtılacağını ifade etti.

 

Oyakbank Genel Müdür Yardımcısı
Nihat Karadağ

Bu yasa kapsamına geçmenin eskiden kredi kullananlar açısından herhangi bir dezavantajı yok. Sanırım erken ödeme cezası kafaları karıştırıyor. ‘Ben bu yasaya dahil olmak istemiyorum’ diyenlerin oranı şu anda yüzde 1’lerin altında.

Akbank Bireysel Bankacılık Pazarlama Bölüm Başkanı
Cem Muratoğlu
6 Mart tarihinden önce kredi kullananlar Tüketici Koruma Kanunu kapsamında kredilerini aldıkları için Mortgage Yasası kapsamına dalil olsalar dahi yüzde 2’lik erken kapama cezasından muaflar. Bence onların mortgage’a girmelerinde herhangi bir sakınca yok.

Denizbank Bireysel Bankacılık Grup Müdürü
Ali Özgür Tüzemen
Eskiden kredi kullanlara tavsiyemiz mevcut portföylerini mortgage’a çevirsinler. Zaten 6 Mart’tan önce kredi kullananlar cezai şartlara girmiyor. Müşterilerimizin şu anda yüzde 99.6’u yeni sisteme geçmeyi kabul etti. Yani 7 bin müşterimizden sadece 40 tanesi ‘mortgage’a girmek istemiyorum’ diye dilekçe verdi.

Şekerbank Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı
Abdurrahman Özciğer
Yasa ile BSMV, ödenmemiş taksitler için sıfıra çekildi. % 5 ciddi avantaj. Müşterilerin şimdi (ben yasaya tabi olmak istemiyorum) demesi, onların boşu boşuna BSMV ödemeleri demek. Şu ana kadar kredi kullanan

2 bin müşterimizden sadece 2’si eski yasada kalmak için dilekçe verdi.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »